ADAM'a katılsaydım nelere dikkat ederdim.

November 18, 2016

 

Anadolu Dağ Maratonu doğru parkur seçimi yapıldığında, titiz ve basit bir hazırlıkla herkesin katılabileceği ve bitirebileceği bir yarışmadır.
Aşağıdaki bilgileri önceki yarışmalardan ve katılımcılarımızdan da aldığımız önerilerle, deneyimlerimizle hazırladık. İlk kez katılanlara faydası olacağını düşünüyoruz.


1- Yarışma kurallarını defalarca okurdum...
“Yarışma kurallarının yer aldığı şartnameyi defalarca ve dikkatlice okurdum.”

*Anlaşılmayan bölümler veya soracaklarım varsa  sorardım.
(adam@dask.org.tr – hgonendik@gmail.com )

*Önceki yarışmalara katılanların yazdıklarını okurdum.

2- Ekip arkadaşımı seçerken...
“Performansı benimkine yakın, doğa ile barışık, harita ve pusula kullanmayı bilen, daha önceden doğada birlikte olduğum bir takım arkadaşı seçerdim.”
Yarışmaya ikişer kişilik takımlar katılmaktadır. Takım üyelerinin uyumu yarışma sürecindeki belki de en önemli konudur. Gerek kondisyon gerekse iş bölümü anlamında takım oluşturulması ve yarışmaya katılan iki kişinin daha önce doğada birlikte birkaç kez antrenman yapması çok önemlidir.

3- Hangi parkurda yarışacağıma karar verirken... 
“İlk kez katılıyorsam ve gerek doğadaki performansım gerekse dayanıklılığım üst düzey değil ise ve daha önceden antrenman yapmamışsam kesinlikle kısa veya orta parkuru seçerdim.”
“Uzun veya Gökhan Türe Ultra parkura katılmayı düşünseydim takım arkadaşımla, en az 3-4 ay öncesinden kondüsyon, yön bulma ve uyum antrenmanlarına başlardım.”  
Gözlemlerimize göre bugüne kadar düzenlenen ADAM’larda, yarışmacıların en fazla hata yaptıkları konulardan biri parkur seçimi oldu. Yarışmacıların kendi performanslarının üzerinde bir parkuru seçmelerinin üzerine bir de yön kaybı eklendiğinde, daha fazla yol yapmak zorunda kalmaları parkuru tamamlamalarını engelleyen en önemli etken olarak gözlemledik. 
Doğrusunu söylemek gerekirse bazı yarışmalarda bizler de hatalıydık, çok zorlu parkurlar düzenledik. Kimi zaman iki istasyon arasında tırmanılan yükseklikler fazlaydı kimi zaman ise arazi çok zorluydu. Parkurları sadece kuş uçuşu km olarak değerlendiren yarışmacıların bazıları bu nedenle parkuru tamamlayamadılar. 
2003’de düzenlenen yarışmada ise başka bir beklenmedik etken yarışmacıları etkiledi, yarışmanın yapıldığı gün son yılların en sıcak günüydü. 
2011’de ise parkurlar ciddi olarak zorluydu. Başta Orta Parkur olmak üzere yarışmacılarımızı tüm parkurlarda çok zorladık. 
2012’den itibaren hem kuş uçuşu hem gerçek mesafe hem de tırmanılan toplam yüksekliklerle parkurları duyurmaya başladık. Bu bilgilerin parkur seçiminde yarışmacılarımıza daha fazla faydası olacağını düşünüyoruz.

 

Parkur uzunlukları (kuş uçuşu olarak) ve bilgileri:

Gökhan Türe Ultra Parkur 70- 90 km (iki gün)

Çok iyi performans, kondisyon, yön bulma becerisi gerektiren yıpratıcı ve zorlu bir parkurdur. Bu parkura Anadolu Dağ maratonu’na ilk kez katılanların katılmasını kesinlikle önermiyoruz. Uzun süreli antrenman ve hazırlık dönemi gerekmektedir.

 

Uzun Parkur 50–70 km (iki gün)

Uzun parkur ciddi hazırlık gerektiren, kondisyon ve yön bulma açısından zor bir parkurdur. Bugüne kadar bu parkura katılanların %40-50’si yarışmayı tamamlayabildiler. Genelde 3-5 ay öncesinden antrenman yapanlar, fiziksel ve beyinsel açıdan kendilerini hazırlayanlar,  yön bulma (harita okuma, pusula kullanma vb) bilgi ve becerileri iyi olanlar “yaşları ne olursa olsun (40-50) yarışmayı bitirdiler.

 

Orta Parkur 30–50 km (iki gün)

Yaşamında spora yer veren ve yön bulma (harita okuma, pusula kullanma vb) bilgi ve becerileri iyi olanların katılabileceği uzun parkurun biraz daha basiti.

 

Kısa Parkur  15–30 km (iki gün)

Herkesin katılabileceği, 12 yaş üzerindekilere de açık olan bu parkur için gerekli olan en önemli şey, önceki parkurlarda olduğu gibi yön bulma (harita okuma, pusula kullanma vb) bilgi ve becerilerine sahip olmak. Genelde kondisyon bu parkurda sorun olmuyor.

 

4- Yanıma neler alırdım,neler almazdım... 
“Taşımak zorunda olduğum ve ihtiyacım olan malzemenin en hafifini alırdım, ihtiyacım olmayan malzemeleri ise almazdım”
Yarışmacıların taşıması zorunlu malzemeler ve kişisel seçimlerine göre yanlarına aldığı malzemelerin ağırlığı çok önemli. Ağır uyku tulumları ve çadırlar, gereksiz ve fazla yiyecek malzemesi yarışmanın ilerleyen saatlerinde taşınması eziyet veren ağırlıklar haline dönüşmektedir. *Hafif bir çadır  (en fazla 3 kg ağırlığında) taşırdım. 
*En az –10 oC derecelik uyku tulumu (en hafifinden) edinirdim. 
*İyi bir pusula alırdım, pusulamı daha önce harita ile kullanırdım ve denerdim. 
*Teleskopik baton kullanırdım. 
*Mat almazdım, bir gece sert yerde yatmak çok önemli değil diye düşünürdüm. (Matlar ağır olmamasına karşın hacmi nedeniyle iyi yerleştirilmediğinde sırt çantasının dengesini bozan bir malzemedir). 
*Hafif ama yeterli enerji sağlayan gıdalar alırdım. 


5- Ayakkabımı seçerken nelere dikkat ederdim...
“Yarışmaya katılacağım ayakkabı ile yarışmadan önce 10-15 km doğada yarışır gibi yürür ve koşardım”
Bugüne kadar düzenlenen yarışmalarımızda yeni alınmış ve hiç denenmemiş ayakkabılar genellikle yarışmacılarımıza sorun çıkarttı.
İlk günün sonunda parçalanan veya ayağına vuran ayakkabıları nedeniyle yarışmadan çekilen yarışmacı sayımız hiç te az değil.
ADAM 2003’te, bir yarışmacımızın ayakkabısı ilk günün sonunda parçalandı. Gece yarısı en yakın ilçeye giderek kendisine bir spor ayakkabı alıp ulaştırdık ve yarışa devamını sağladık. Tabii her yerde gece saat 24.00’de bir ayakkabıcıyı uyandırıp evinden alıp, dükkanını açmaya ikna etmek kolay olmayacaktır. *Ayağım ile ayakkabı arasında boşluk bırakmayan bir ayakkabı seçerdim (sıkmayan, sürtünmesi de olmayan). 
*Yeni aldığım ve hiç giymediğim bir ayakkabı ile kesinlikle yarışmaya katılmazdım. 
*Ayakkabımın yarışma sırasında parçalanacak kadar eski olmamasına da dikkat ederdim . 

6-Pusula kullanma ve yön bulma becerimi geliştirirdim... 
“Harita okuma, doğayı yorumlama ve yön bulma becerilerini doğal ortamlarda pratik yaparak geliştirirdim”
Yön kaybının, yarışmalarımız sırasında çoğu kişinin moral ve fizik kondisyonunu tüketen bir etken olduğunu gözlemledik. Bu nedenle pusula ve harita kullanımı konusunda yeterli pratik yapılmasında fayda var. 
*Pusula ve harita kullanımı konusunda daha önce hiç gitmediğim bir yerde kendim veya takım arkadaşımla yön bulma denemesi yapardım. DASK’ın web sayfasından yararlanırdım. Oryantiring klüpleri ve dernekleri ile ilişkiye geçerek onların verdiği eğitimlere katılırdım. 

 

*Harita ve pusula kullanımı için elde edeceğim 1/25.000’lik örnek haritalarla çalışırdım. 

7- Çıkış öncesi neler yapardım... 
*Malzemelerimi tekrar gözden geçirirdim. 
*Cep telefonumu yarışma öncesi şarj ederdim. 
*Yarışma sabahı çıkış almadan önce tuvalet ihtiyaçlarımı giderirdim. 
*Mutlaka kahvaltı ederdim ve yeterli miktarda su içerdim.

8- Yarışma sırasında nasıl davranırdım?... 
Yarışma sırasında yarışmacıların kendilerini sağlık ve kondisyon yönünden korumaları çok önemli. Yarışmanın ilk günü çok hızlı hareket eden bazı ekiplerin ilk günü birinci bitirmelerine karşın ikinci gün son sıralarda yer aldığını hatta yarışı terk ettiklerini gördük. Yarışma sonuna kadar performanslarını ayarlamaları ve enerjilerini iki güne yayacak şekilde harcamaları bitiş noktasına ulaşmak için gerekli. Doğada ilerlerken birçok faktör bizim düz bir hatta ilerlememizi engeller (arazideki eğimler, gideceğimiz noktayı görmeden ilerlemek, ağaç kütükleri, kaya blokları, dereler, göller, bataklık alanlar, sık çalılıklar vb) bu nedenle pusula ile belirlediğimiz yönü sürekli kontrol etmek çok önemlidir. Ilgaz Dağları’nda rota belirleme çalışmaları sırasında dik bir yamacın tepesinden aşağıdaki kocaman bir gölete inecektik. Göleti gördükten sonra pusulamızı cebimize koyup inmeye başladık. Bir süre sonra sık ormanlık bir araziye girdik artık göleti göremiyorduk. Yapmamız gereken sadece dümdüz inmekti ve pusulamızı bu nedenle cebimizden çıkartmadık. Birkaç saat ilerledikten sonra hala gölete ulaşamayınca yönümüzün saptığını fark ettik. Göletten 3-4 km uzaklıkta bir noktada ve yükselti olarak neredeyse 300-350 metre aşağıya düştüğümüzü saptadık. Göletteki araçlı ekibi bizi almaları için çağırdık. Daha sonra, aynı yerde yarışma sırasında harita ve pusula kullanmada çok deneyimli olan bir ekip de aynı hataya düştü. Tabii onlar yarışmayı terk etmemek için 300 metre fazladan bir yükseltiyi 3 km boyunca tırmandılar. *Uzun verilen molalarda mutlaka yağmurluk/rüzgarlık giyerek kendimi korurdum. 

*Yarışma sırasında koşmazdım, hızlı yürürdüm. (Tabii varış noktası veya istasyonları görünce ben de dayanamazdım koşardım.) Enerjimi yarışmanın geneline yaymayı hesaplayarak hareket ederdim. 
*İniş olan yerlerde daha dikkatli olurdum, ayağımı yere sağlam basmaya özen gösterirdim (Genellikle sakatlanma ve kazaların büyük çoğunluğu dönüş yolunda veya daha kolay olduğu sanılan inişlerde olmaktadır). 
*Gideceğim yeri gördükten sonra ilerlemeye başladığımda kapalı araziye girdiğimde (orman içine veya sise girdiğimde) eğer gideceğim nokta görüş alanımdan çıkmış ise pusulamı çıkartıp kullanarak ilerlerdim). 

 

9- Olumsuz olaylara nasıl yaklaşırdım?... 
Yarışmalarımız sırasında doğal olarak yönünü kaybedenler hatta hareket edemeyecek kadar kafası karışan ekipler olmaktadır. Ancak bize cep tel ile ulaşmaları veya ulaşmasalar bile belli bir süreden sonra varmaları gereken istasyona varmadıkları tespit edilirse hemen arama-kurtarma çalışmaları başlatılmaktadır. Bugüne kadar düzenlenen yarışmalarımızda bu durumdaki yarışmacıların hepsine en geç 2-3 saat içinde ulaşılmıştır. DASK tarafından yarışma bölgesinde günlerce yaya olarak veya araçla ön çalışmalar yapılmaktadır. Tüm yolların kilometreleri hesaplanmakta, istasyonlar arasında yürünmekte, bölgeye hakim bir nokta ana telsiz merkezi için belirlenmekte, su kaynaklarının mevsimsel durumları öğrenilmekte, bölgedeki yaban yaşam araştırılmakta, haritada hatalı veya eksik olan yol vb işaretler olabildiğince düzeltilmeye çalışılmaktadır. Böylece yarışma alanı, neredeyse o bölgede görev yapan ormancılar ve köylüler kadar iyi bilinmektedir. İstasyonların çoğunda hekim olan DASK görevlileri bulundurulmakta ve iletişim uydu telefonları, telsiz ve cep telefonlarıyla sağlanmaktadır. *Kaybolma durumunda paniğe kapılmazdım. Eninde sonunda DASK’ın bana ulaşacağını bilerek önce cep telefonu çekebilen bir noktaya ulaşıp haber verirdim. Cep telefonu çeken yer bulamazsam bir orman-köy yoluna inerek o yoldan ayrılmadan doğru olduğunu belirlediğim yöne doğru ilerlerdim. 
*Kaybolsam da, yarışı bitiremesem de, ayağım burkulup yarış dışı kalsam da, içinde bulunduğum ortamın keyfini çıkarırdım. 
*Ama doğayı ciddiye almayı da ihmal etmezdim. 
*Şairin “YAŞAMAK” için dediğini, DOĞA için uyarlarsak… 
“Doğa, şakaya gelmez, doğayı ciddiye alacaksın” Bu yarışma, doğada insanın yalnızca diğer yarışmacılarla yarışması değil, daha çok kendisiyle yarıştığı bir etkinliktir. Bizler DASK olarak bu etkinliği, adı her ne kadar yarışma olsa da, kişilerin doğa ile bütünleşmesini sağlamak, doğada birlikte olmak, bir şeyler üretmek ve geliştirmek, yeni dostlar edinmek, ülkemizin dağlarını karış karış öğrenmek için düzenliyoruz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Featured Posts

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Recent Posts

November 19, 2016

Please reload

Search By Tags

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Follow Us
  • Facebook Black Square
  • Twitter Black Square
  • Google+ Black Square
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now